MESİAD BAŞKANI ENGİN: GELECEK, YEŞİL DÜNYADA…
Son zamanlarda iklim değişikliği ve çevre sorunları nedeniyle artan felaketlere dikkat çeken MESİAD
Başkanı Hasan Engin, iklim değişikliği ve artan doğa kirliliğine karşı harekete geçilmesi gerektiğini
söyledi.
Mersin Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (MESİAD) Başkanı Hasan Engin, son zamanlarda yaşanan
kuraklık, sel ve yangın felaketleri nedeniyle çevre ve iklim krizlerine dikkat çeken bir makale kaleme
aldı.
“Gelecek, yeşil dünyada…” vurgusunda bulunan MESİAD Başkanı Engin yazısında şu ifadelere yer
verdi:
Avrupa Birliği 11 Aralık 2019’da Yeşil Mutabakatı imzalayarak doğa ve iklimle ilgili önemli bir adım
attı. 2030 yılına kadar karbon emisyonunu 1990 yılındaki düzeyin yüzde 55 altına çekmeyi planlayan
mutabakatla 2050 yılında karbon nötr olmayı hedeflemektedir.
Ülkemizde Ticaret Bakanlığının girişimi ile hazırlanan Yeşil Mutabakat Eylem Planı 16 Temmuz 2021
tarihinde Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle resmi gazetede yayınlanmıştır. Bu mutabakat sayesinde
ülkemiz, son yıllarda yaşanan çevre ve iklim krizleri ile mücadele için adım atmış durumda. Yeşil
Mutabakat Eylem Planını yüzde 100 uygulayarak karbon ve diğer zararlı gazların salınımını en aza
indirmenin yanında gelecek adına bazı ilave önlemler alınmalıdır.
Son yıllarda yaşanan iklim değişikliği sonrası doğamız ve gıda üretimi tehlikeye girmeye başladı.
Kuraklık sonucu son 2 yıldır zorluklar yaşayan ülkemizde, önlemler alınmadığı takdirde yeni sorunlar
yaşanabilir. Bu yıl ülkemizde ve dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşanan orman yangınları da iklim
değişikliğinin sonucudur. Artan orman yangınlarına karşı ilave önlemler alınarak, acil müdahale ekip
ve ekipmanlarının güçlendirilmesi gerekmektedir.
Küresel ısınma ve mevsim değişikliği için son yıllarda birçok çaba verildi ama ne yazık ki verilen
çabalar istenilen sonucu vermedi. Bu konuda alınacak en verimli önlemler; plastik atıkları azaltmak,
katı ve sıvı kimyasal atıkları arıtarak yeniden kullanılabilir hale getirmek ve en önemlisi de temiz enerji
kaynaklarına yönelmektir.
TEMİZ ENERJİYE YÖNELELİM
Ülkemizde sanayi üretiminin artması sonucu elektrik üretimine ihtiyaç artmaya başladı. Avrupa’da
kömürden elektrik üretimi kaynaklı hava kirliliğinin en yüksek olduğu ülkelerde Türkiye ve Ukrayna ilk
sırada yer almaktadır. Elektrik üretimi amacıyla kullanılan kömür, havaya kirleticiler yayarak insan
sağlığına tehdit oluşturuyor ve çok sayıda erken ölüme sebep oluyor.
Avrupa enerji üretiminde güneş, rüzgar gibi kaynaklardan elde edilen enerji miktarı fosil yakıtlardan
elde edilen enerji miktarını geride bıraktı. Avrupa'da geçen yıl üretilen enerjinin yüzde 38'i rüzgar,
güneş, su ve biyokütle gibi yenilenebilir kaynaklardan elde edildi. Kömür ve doğal gaz gibi fosil
yakıtlardan ise toplam üretilen enerjinin sadece yüzde 37'si temin edildi.
2020'de ülkemizde elektrik üretimi 305 milyar kilovatsaat olup, üretimde ilk 5 kaynak yüzde 34,8
payla kömür, yüzde 25,6 payla hidroelektrik, yüzde 22,7 payla doğal gaz, yüzde 8,1 payla rüzgar ve
yüzde 3,8 payla güneş enerjisi oldu.
Rüzgar ve güneş enerjisi üretimin artması ile 4 mevsimi belirgin yaşayan ülkemizde mevsimsel
değişimlerin durdurulmasında önemli etken olacaktır. Yaşanan iklim değişiklikleri en aza indirilecek,
insan sağlığı ve doğamız korunmuş olacaktır.
Son yıllarda sanayi kuruluşları ve binalarda yenilenebilir kaynaklardan enerji üretimi sağlanmaya
başlandı. Türkiye’nin yıllık toplam güneşlenme süresi 2.640 saat (günlük toplam 7.2 saat), ortalama
toplam ışınım şiddeti 1.311 kWh/m²/yıl (günlük toplam 3.6 kWh/ m²) olduğu tespit edilmiştir. Güneş
enerjisi potansiyeli 380 milyar kWh/yıl olarak hesaplanmıştır. Ülkemizde elektrik tüketiminin yüzde
46,1'i sanayi, yüzde 25,5'i mesken ve yüzde 23,7'si ticarethane aboneleri tarafından gerçekleştiriliyor.
ATIKLAR DOĞAYA ZARAR VERİYOR
Ülkemizde yaklaşık 25 milyon ton atık maddenin yüzde 45 civarı dönüştürülmektedir. Doğamızın
korunması için bu atık rakamlarının düşürülmesi, geri dönüşüm oranlarının arttırılması
gerekmektedir.
Özellikle cam ve türevi atıkların yangın riski olan alanlara bırakılması yangınlara sebep olmaktadır.
Bozulan doğa dengesi nedeniyle zamanında yağmayan yağışlar felaketlere dönüşmekte, verimliliği
düşürmektedir. Son zamanlarda Rize, Artvin, Giresun, Sinop, Bartın, Kastamonu, Karabük başta olmak
üzere birçok ilde sel felaketleri sonucu can kaybı yaşanmış, maddi hasarlar oluşmuştur. Sel
felaketlerinin bir daha yaşanmaması için dere yatakları temizlenmeli, köprüler, menfezler ve yağmur
suyu drenajları temizlenmeli, dere yataklarına yapı yapılmamalıdır. Dere yatakları imara açılmamalı,
küresel iklim değişikliği sonucu yaşanacak doğal afetlere karşı hazırlıklı olmalıyız.
ATIK SULAR ARITILARAK TARIMA KAZANDIRILMALI
Kuraklıkların arttığı günümüzde yağmur suyu depolaması yapılmalı, bütün sıvı atıklar arıtılarak tarım
alanlarında kullanılmalıdır. Ayrıca denizlere akan akarsular son noktada tarımsal alanlara geri
döndürülerek değerlendirilmelidir. Sanayi ve evsel sıvı atıkların arıtımları gerçekleştirilerek tarımsal ve
yeşil alanları sulamaya kazandırılmalıdır.
Ülke olarak çevreye, doğaya, yeşil alanlara sahip çıkmalı, iklimlerin değişmesine sebep olan
etkenlerden kaçınmalıyız. Doğamızı ve yerküremizi bizden önceki nesillerden nasıl temiz aldıysak;
daha temiz, daha yeşil bir doğa bırakalım.
Gelecek, yeşil dünyada…