GÜVENLİ SOKAKLAR, HUZURLU TÜRKİYE İÇİN ÇARE KAPALI NÜFUS SAYIMIDIR
Ülkemiz son yıllarda yanlış dış politika tercihleri ve ciddiyetsiz güvenlik tedbirlerinin
bir sonucu olarak adeta kontrolsüz göçün merkezine dönüştü. Öyle ki ülkemize; huyunu,
suyunu, kültürünü bilmediğimiz, yedi cihandan, yetmiş iki milletten, göçmen akın etti. İstiklal
şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Şehitleri şiirinde söylediği gibi; “Kimi Hindû,
kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...” bu insanlar ne sokaklarda rahat, ne gönüllerde huzur
bıraktı.
Sınırlarımızın eleğe döndüğü güzel vatanımızda; eşimizi, çocuğumuzu, sevdiklerimizi
okula, iş yerlerine, sokağa bin bir dua ile uğurlar olduk. Her sabah helalleşerek vedalaşır, her
akşam eve sağ salim dönmeleri için dört gözle kapıları bekler olduk. Ne kentlerimizde, ne de
köylerimizde güvenlik kalmadı.
Anayasasında seyahat özgürlüğü olan ülkemizde, yurttaşlarımız sokaklarda korkarak
yürüyorlar. Çantalarında kitap kalem taşıması gereken genç kızlarımız biber gazı taşıyorlar.
Memleketimizde değil sıradan vatandaşlarımızın, polislerimizin dahi güvenliği kalmıyor…
TÜRKİYE GÜVENLİK KRİZİ YAŞIYOR
İçişleri bakanlığımızın geçtiğimiz günlerde ifade ettiği üzere Aziz Vatanımızda yedi
yüz yirmi dokuz bin Suriyeli misafirin adreslerinden olmadığı belirtiliyor. Şu halde resmi
olarak kayıtlı her dört Suriyeli misafirimizden birisinin yeri bilinmiyor. Sokaklarımız da
kaçaklar adeta cirit atıyor. Sorun sadece kontrolsüz göçten beslenmiyor.
Güzel Ülkemizde, yargı sistemi çökmüş durumda. Adil yargılanma kaybolmuş
vaziyette. Güçlünün haklı, zayıfın haksız. Zenginin özgür, fakirin mahpus olduğu bir bozuk
düzen var artık ülkemizde.
Güvenlik güçlerimizde bu bozulmadan nasibini alıyor. Türkiye’de bilmem ne
cemaatine mensupsanız hakkınızda tutanak dahi tutulmuyor. Uğradığınız haksızlığı değil
mahkeme koridorlarına, karakol duvarlarının ardına taşıyamıyorsunuz.
O nedenle; caddelerimiz sabıkalı, sokaklarımız firari, meydanlarımız suç
makineleriyle dolup taşıyor. Türkiye güvenlik krizi yaşıyor.
Sokaklar güvensizse, Türkiye’de tüm yasama, yürütme ve hatta yargı yetkisini elinde
tutanlar, tüm hava, kara ve deniz gücüne hükmedenler, neden çaresiz kalıyor?
KURUMLARI CİDDİYETE, DEVLETİ ŞEFFAFLIĞA ÇAĞIRIYORUZ
Türk halkı, Türkiye’de kaç kaçak misafire ev sahipliği yaptığını bilmiyor. Bunların
hangi şehirlerde yoğunlaştığını bilmiyor. Bunların ne kadarının kırsal alanları tehdit ettiğini
bilmiyor. Krizin derinliğini bilmiyor. Türk halkı bilmediği gibi İçişleri bakanlığının da
bilmediği biliniyor.
Toplumsal güvenliği sağlamak ve suçla mücadeleyi başarıya kavuşturmak için
kurumları ciddiyete, devleti şeffaflığa taşımak gerekiyor. Bu amaçla İYİ Parti Genel
Başkanımız Sn. Müsavat Dervişoğlu’nun çağrısını yineliyor; 3 Kasım 2024 tarihinde
Türkiye’nin Kapalı Nüfus Sayımına götürülmesini talep ediyoruz.
Bu sayım devleti şeffaflaştıracak, kamuoyuna açıkladığı sayıların gerçekliğini ortaya
koyacaktır. Kurumlara ciddiyet getirecektir. Kaçaklara dair bir yol haritası ortaya koyacak,
sorun kaçakların bulunamamasıysa bu sorunu ortadan kaldıracaktır. Bu kaçakların eve
dönüşleri konusunda bir reçete ortaya çıkaracaktır. Suçlu ve firarilerin tespit edilmesini
sağlayacak, en kısa zamanda yargılanmalarının önünü açacaktır.
Bu nedenle İYİ Parti olarak Cumhurbaşkanımız Sn. Erdoğan’a çağrımız nettir.
Tarafınız Güvenli Türkiye ise yapın bu nüfus sayımını.
Tarafınız Huzurlu Türkiye ise ortaya çıkarın suçluları.
2
Tarafınız Türk Milleti ise bulun bu kaçakçıları.
Tarafınız Korkusuz Türkiye ise getirin kurumlara ciddiyeti.
Tarafınız İşleyen Devlet ise uygulayın şeffaflığı.
Tarafınız samimiyetse çözün bu güvenlik krizini.
İYİ Parti Mersin İl Başkanı
Dr. Ali Rıza Özdeniz